Futbolun tadı, tuzu, keyfi ve ruhudur taraftar. Galibiyette coşkuyla sevinip mağlubiyeti en derin üzüntüyle yaşayanlar, renk sevdalısıdır onlar. Gerektiğinde binlerce kilometre uzaklığa aldırmadan armanın peşinde koşanlardır. Bayan, erkek ayrımı yoktur bu sevdada, ses tellerini koparırcasına yapılan tezahüratların yegane sahibidirler. Camialara kök veren, kulüplere değer katan, maziyi mazi yapan cefakar taraftarlarıdır.
Güzel İzmirimiz yıllardır Göztepe, Altay, Karşıyaka, Bucaspor, Altınordu ve İzmirspor ile Türkiye liglerinde söz sahibidirler. Yetiştirmiş olduğu futbolcularla Türkiye'de her zaman itibar sahibi olan bu kulüplerimiz, taraflı tarafsız tüm sporseverlerin saygısını kazanmışlardır. Özellikle Avrupa da yarı final oynayan ilk Türk takımı unvanını, sonsuza dek gururla taşıyacak olan GÖZTEPE bu memleketin sonradan olma değil, zaferlerden doğma GERÇEK EFSANESİDİR...
***
Yaklaşık 20 yıl önce Alsancak Stadı'nda 5 saat içerisinde ard arda iki maçın oynandığı günler hala hafızalarımızda tazeliğini koruyor. O zamanların futbol tadı hala damaklarımızda. Hatta kapalı tribünün bile tam ortadan ikiye bölünüp eşit sayıda İzmirli seyircilere paylaştırılması şu an günümüzdeki genç taraftarlara enteresan gelecektir diye düşünüyorum. Olay çıkmıyormuydu diye soracak olan kardeşlerimize cevabımız ise, bugün yaşayıp gördüğümüz rezillikler yanında sanırım rahatlıkla hayır olabilirdi. Naklen maç yayınlarının 80'li yılların sonu 90'lı yılların başında olmaması nedeniyle tüm İzmir kulüplerine gönül verenler mutlaka her hafta tribünlerdeki yerlerini alırlardı.
İnternet ve Cep telefonlarının da varlığından bihaber olan bizler, büyük bir keyifle aşık olduğumuz renklerin peşinde koşardık. Günümüzde sahip olunan teknolojik imkanlar, iletişim unsurlarının ileri seviyede olması futbolseverleride etkisi altına aldı. Bu nedenle taraftarların daha sistemli organize olabilmeleri, fikir ve eleştirilerini sanal ortamda geniş kitlelerle paylaşabilmeleri, ortak hareket edebilme mekanizmasının gelişmiş olması olumlu sonuçlar yanında, istenmeyen durumlarında ortaya çıkmasına imkan vermiştir.
***
İzmir takımları malesef uzun yıllardır kalıcı olarak Süper Lig'de yoklar. Çıksalar bile gerek yönetimlerin, gerekse teknik direktörlerin akıl almaz hataları ile tutunamayıp Bank Asya'ya geri dönen ekiplerimiz bir türlü istikrara ve arzu edilen başarılara ulaşamamaktadırlar. Taraftarlarımızın sezon başı kombine biletlere gerektiği kadar önem vermemeleri de tartışılması gereken konulardandır. Bunun yanında kulübünü seven ve destek sağlamak isteyen herkesin lisanslı ürünlerden asla vazgeçmemesi gerekiyor. Bu da ciddi bir gelir kaynağıdır. İzmir'in en çok göze çarpan zaafı Büyükşehir Belediyesi'nden, siyasetçilerinden ve bürokratlarından maddi ve manevi desteği görememesidir. Parasal konularda herkesin bir şekilde mazereti olsa da, kentsel yönetimde, hangi parti olursa olsun söz sahibi olan şahısların, maçlara gitmesi gerektiğinin şart olduğu fikrindeyim. 90 dakika boyunca susmayan İzmir'in fedakar sesleri, en azından şeref tribününde yalnız olmadıklarını görmek istemekte sonuna kadar haklıdırlar.
***
İzmir'den şampiyon çıkartmak istiyorsak taşın altına elimizi hepberaber koymamız gerekiyor. Herşeye muhalefet etme zihniyeti nasıl şehrimizin gelişimini baltalıyorsa, aynı paralelde futbolumuzu, kulüplerimizi ve taraftarlarımızı da zor durumda bırakıyor.
Saygılarımla
*** Haberekspres Gazetesi ***